Altı Doldurulmayan Denemeler ya da Bir Anlatıcıdan Sıkılmak

Öncelikle övgüler. Elif Erdoğan’ın 'genellikle bir paragraftan oluşan kısa ama vurucu öyküler' şeklinde basite indirgenebilecek oturmuş bir tarzı var. Genç bir öykücüden gelen ilk kitap için oldukça cesur bir tercih. Yazar yeni biçimleri denemek konusunda elini hiç korkak alıştırmamış. İlk kitaba göre oturmuş bir dil, uzun uzun açıklayıp okura aptal muamelesi yapmaktansa bir cümleyle durumu sezdiren bir anlatım. Bundan sonrası yergi mi ben karar veremedim. Her ne kadar cesaretini övsem de bu biçim denemelerinin hepsinin başarılı olduğunu söylemek zor. Bir de şöyle bir durum var, kitabın genelinde biçimsel anlamda bir doğrultu olmadığı için ister istemez bu denemeleri yeni biçimlerin denendiği öykülerin gerektirdiğini düşünüyoruz. Sözgelimi Ferit Edgü’yü düşünelim. Ne zaman bir Edgü öyküsüyle karşılaşsak karşımıza çıkacak metnin biçiminin ne olacağını aşağı yukarı biliriz. Bu durum öykünün içeriğinden ya da anlatıcıdan bağımsızdır. Edgü’nün bir tarzı var ve her öyküsünde bu tarz...